Muhlis Akarsu ( d.: 1948 - h.y. : 2 Temmuz 1993 )

 

1948 yılın Sivas'ın Kangal ilçesi Minarekaya köyünde dünyaya gelmiş Alevi- Bektaşi geleneğimizde yetişmiş halk ozanlarımızdan birisidir. Pir Sultan Abdal geleneğinin yetiştirdiği kültür çevresinde yoğrulup yetişen Muhlis Akarsu'yu bu bakımdan Tekke ve Zümre şeklinde veya Dini Tasavvufi âşık edebiyatı çerçevesi içinde ele almamız gereken bir ozanımızdır.

 

Sivas'ın Kangal ilçesine bağlı Minarekaya köyünde doğdu. İlkokulu köyde okudu. Bu dönemde Alevilik-Bektaşi cemlerinde yörenin seyitlerinin ve ozanlarının etkisinde kalarak saz çalıp söylemeye de başladıKangal ve Minarekaya’daki cem evlerinde saz çalıp söyleyen alevi Bektaşi ozanlar onun zihninde oluşmayan ilk mayalanmaları oluşturmuştu.

 

Bu cemlerde öğrendiği Alevi-Bektaşi kültürü öğrendiği sazı ve sözü ile çalıp söylemeye başladı. Âşıklık geleneğini ve saz çalma yeteneğini yöresindeki âşıklardan veya yörelerine gelip giden âşıkların sayesinde geliştirdi.

 

1962 yılında ilkokulu bitirdikten sonra köyündeki cemlerde ve toplantılarda bağlama çalmaya başladığı, güzel sesi ile türküler söylediği bilinmektedir. Ortaokula Malatya’da devam etti, ancak maddi imkânsızlıklar nedeniyle ikinci sınıfta okuldan ayrıldı. Küçük yaşlardan itibaren nefesler ve deyişler yazmaya başlayan Muhlis Akarsu, Alevi- Bektaşi cemlerinde " zâkirlik" yapmaya başlamıştı.

 

Mahzuni Şerif, M.Akarsu'nun ilk yılları hakkında şu yorumda bulunmuştur: ''Genellikle kış günlerinde yapılan Bektaşi cem ve cemaatlerinde yörenin seyitlerinin ve ozanlarının etkisinde kaldı. Pek körpeyken, şiir yazmaya, deyişler, nefesler kurmaya başladı. Bu arada bağlama çalmaya, zakirlik yapmaya yöneldi. Etkileyici bir sesin sahibiydi"

 

Gençlik yıllarında İstanbul' gelen Muhlis Akarsu, 1970 yılında İstanbul'a yerleşti. 1970'li yıllarda söz ve müziği kendine ait olan ilk 45'lik plağı çıkardı.Mahzuni Şerif'in ve  Davut Sulari'nin deyişleri ile ilgilenmeye başladı. İlk şiirlerinde ve saz çalma şeklinde Davut Sulari'nin etkisinde kalmıştır. Davut Sulari'nin deyiş, söyleyiş, saz çalma şekli ve hançeresi etkisinden uzun süre kurtulamamıştır. 1970'lerden itibaren Mahzuni Şerif'in etkisi altına girmeye başlayacaktır. Davut Sulari ve Mahzuni Şerif etkilerinin yanı sıra Alevi-Bektaşi âşık geleneğinin usta isimleri olan Pir Sultan, Kul Himmet, Karacaoğlan gibi büyük ozanların pek çok deyişini seslendirmeyi sürdürmüştür.

 

Muhlis Akarsu, 1972 yılında Seyit Halil Çiftliğin kızı, Muhibe Leyla Çiftlik ile evlendi. Muhlis Akarsu’nun, bu evlilikten Pınar, Çınar ve Damla adlı üç kızı dünyaya gelmiştir.Sadece saz çalmak şiirler söylemekle kalmayan Muhlis Akarsu, aynı zamanda önemli bir türkü derlemecisidir. Sözleri Aşık Meftuni’ye  ait olan “Ne sevdiğin belli ne sevmediğin”  adlı türkü ile tanınmaya başlamış, Âşık İhsanı, Ali İzzet, Hüseyin Çırakman, Nesimi Çimen gibi âşıklarla çeşitli yöreleri dolaşarak 400 kadar türküyü halk müziği repertuarlarına kazandırarak çok önemli bir derleme faaliyetinde bulunmuştur.

 

1980’li yılların başında, Arif Sağ, Musa Eroğlu ve Yavuz Top ile birlikte »Muhabbet« grubu adlı bir aşık topluluğuna dahil olarak Anadolu’nun çeşitli kentlerinde konserler verip gecelere katılarak aşıklık geleneğimizin canlı tutulmasında önemli katkılara oluşturmuştur.

 

Muhabbet grubunun oluşması fikrinin Muhlis Akarsu'dan çıktığı söylenmektedir. İstanbul’un Sanayi Mahallesinde bir dönem Muhtarlık yapmış, lokantacılık, müzik yapımcılığı, kâğıt imalatçılığı, plak kaset yapımcılığı, restorancılık, kafeteryacılık yönetmenlik gibi birçok meslek dalında çalışmayı denemiştir.

 

1980'li yıllarda hem âşıklık mesleğini mesleği pekiştirmiş hem de ozanlardan etkilenme dönemi bitirerek ve kendi tarzını yaratmaya başlamıştır. Alevi ozanların kullandığı kısa kollu bağlamayı kullanarak her yıl yapılan Hacı Bektaş, Abdal Musa ve Pir Sultan Abdal etkinliklerine katılmıştır. 12 Eylül 1980 ihtilalından sonra üç yıl cezaevinde yatmak zorunda kalmıştır.

 

Akarsu, 80'lerin başından itibaren deyişlerindeki anlatımı güçlü, bağlamasına hâkim ve sesini deyiş tavrında kullanabilen bir sanatçı görünümündedir. Bu yıllar adeta parladığı yıllardır Akarsu'nun... "Muhabbet" serisinin her yapıtında yer alır. Akarsu, yurt dışında da çeşitli programlarda bulunmuş ve birçok ödül almıştır. Eserleri çeşitli türlerde şarkı söyleyen sanatçılar tarafından okunmuştur. Özellikle Sebahat Akkiraz ve Belkıs Akkale gibi ses sanatçıları M. Akarsu’nun eserlerini seslendirerek meşhur olmuş ses sanatçılarının başında gelmektedir.

 

Ancak 2 Temmuz 1993, Sivas Madımak Oteli yangını sırasında aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Metin Altıok ve Hasret Gültekin’in de bulunduğu 35 kişi ile birlikte  Hâkk'a yürümüştür

 

TRT repertuarlarında 50'nin üstünde eseri bulunan M: Akarsu'nun 100'den fazla kırk beşlik plak, 4 uzunçalar, 20 kaset ve yüzlerce deyişi vardır.

Kimi kaynaklara göre bu sayı çok çok daha fazladır. Sadece yurt içinde değil yurt dışında da pek çok kişiyi etkileyen ozanın "Ya Dost Ya Dost” albümündeki “Allah Allah Desem Gelsem” adlı parçasının Portekiz asıllı Kanadalı şarkıcı Nelly Furtado'nun "Loose " adlı albümünde kullandığı “Wait For You” adlı parçada kullanıldığı belirlendi. Bu albüm sekiz milyon adet satmıştı.

 

Süleyman Zaman şairin hayatı ve şiirleri üzerinde bir çalışma yapmıştır. “ Muhlis Akarsu; Hayatı, Sanatı Şiirleri; Can Yayınları 2006 Yılı”

 

EDEBİ KİŞİLİĞİ

 

Muhlis Akarsu’nun tezenesinde Davut Sulari , Mahzuni Şerif ve kısa saplı Bektaşi Alevi saz şairlerinin bağlama çalma metotlarının izleri ve etkileri vardır. Şairliğini belirleyen tesirlerin başında Pir Sultan abdal, Karacaoğlan, Kul Himmet, Davut Sulari ve Mahzuni Şerif gelir.

 

Usta malı deyişlerin etkisi ile yazdığı şiirlerinde kendine özgü deyişler de çıkarmaya çalıştığı fark edilmektedir.

Şiirlerinde duru bir dil kullanmayı seven şairin şiirlerinde ahenge ayrıca önem verdiği dikkati çeker. Ahenk oluşturmak için geleneksel yöntemlerden şaşmayan şairin ikilemeleri, kelime tekrarlarını sevdiği, kelime düzeyinde redifler kullanarak zengin kafiyeler ve nakaratlarla ahenk oluşturmada başarılı olduğu dikkati çeker.

 

Kangal yöresinin ağız özelliğini kullanmaktan kaçınmayan şairin şiirlerindeki düşünce ekseni Alevi Bektaşi şairlerin nefeslerinde görülen fikirlerin tekrarı şeklindedir. Çağının sorunlarına değinmekten kaçınmayan şairin şiirlerinde ölüm, sosyal konular,, yalnızlık, gurbet, yaşamdan şikayet, aşk ve Bektaşi ve alevi inancına dair konular başlıca temalardır. “ Repertuarının büyük bir bölümünde aşk ve sevda deyişlerine yer verdiği, feleğe çattığı, gurbete içerlediği, ayrılığa üzüldüğü” gibi temalar vardır.

 

Ozan Murtaza Aydın onun edebi kimliği konusunda şu görüşler içindedir: " Akarsu özünde PİR SULTAN ABDAL aşkıyla doludur. PİR SULTAN ABDAL'ı rehber seçmiştir. Kendisinin sonunun darağacı olup olmamasını hiçe sayardı. Her mısrasında gericiliğe ateş püsküren kardeşlik barış ve dostluğun simgesi olmuş bir ozandı. Belkıs Akkale , Sabahat Akkiraz ve niceleri onun eserleriyle zirveye çıkmıştır."

 

Muhlis Akarsu'nun şiirlerinde güçlü bir lirizm vardır. Şiirlerinin pek çoğunda aşk konusuna değinmiştir. Bu aşk bazen sevgili, bazen Hz.Ali, bazen da “ canlar “ olarak nitelediği dost meclisindeki, kişiler olmaktadır. Akarsu, yar ile sevda konusunu seven bir şair olarak çoğu şiirlerinde de, feleğe çattığı, gurbete içerlediği, ayrılığa üzüldüğü görülür. Toplumsal konulara yer verdiği şiirlerinde lirik konular işlediği şiirlerindeki kadar başarılı değildir. Bazı deyişlerinde cahilliğe, köleliğe, yoksulluğa başkaldırdığı görülür.

 

2 Temmuz 1993 Hâkk'a yürüdü

 

S << Sayfaya geri       A << Ana sayfaya geri