Öğrenmek, akıntıya karşı yüzmek gibidir,

ilerleyemediğiniz taktirde gerilersiniz. 

(çin atasözü)

www.asikveysel.com

 

  Free counter and web stats  

Sitemiz en iyi  ile görüntülenir

 

Yanlış'ım varsa özür diliyorum!!!!

Bana kalırsa bu şahıs yalan söylüyor. Emperyalistler tarafından kulanılıyor ve para uğruna kendini pazarlıyor.

Belge göstermek zorunda değilim

16 Kasım 2008

Kanada’da yaşayan Ergenekon’un kilit ismi Tuncay Güney "Haham değil, görev yaptığını söylediği sinagogda kaydı yok" iddialarına yanıt verdi.

Güney "Burada görev yaptığıma ilişkin kimseye belge göstermek gibi bir zorunluluğum yok. Bu konuda yetkili olan Kanada’dır" dedi.

Saygı ÖZTÜRK
ANKARA

ERGENEKON davasında kilit rol oynayan ve halen Kanada’da yaşayan Tuncay Güney, "haham" olmadığı yolundaki iddialara, "Kimseye belge gösterme gibi bir zorunluluğum yok" sözleriyle yanıt verdi.

Yaşadığı Kanada’da hahamlık yaptığı öne sürülen ve televizyon ekranlarına dini kıyafetlerle çıkan Tuncay Güney’in gerçekte hahamlıkla ilgisi olmadığı iddia edildi. Dün bir gazetede çıkan habere göre Türk Musevi Cemaati, geçen hafta Kanada’da yaşayan bir kişiyi, Güney’in görev yaptığı öne sürülen Toronto’daki Beith Jacob Sinagogu’na gönderdi. Ancak sinagogda Güney’e ait bir kayda rastlanmadı. Güney, bu iddia üzerine Hürriyet’e şunları söyledi: "Burada görev yaptığıma ilişkin kimseye belge göstermek gibi bir zorunluluğum yok. Bu konuda yetkili olan Kanada’dır. Türkiye’den benim sinagogda çalışıp çalışmadığım konusunda araştırma yapılmasına niçin ihtiyaç duyulduğunu da anlamış değilim. Türkiye’deki Musevi Cemaati’nin hakkımda araştırma yaptırdığını gazetede okudum. Hakkımda böyle bir araştırma yapıldığından da haberim olmadı. Olması da gerekmez."

Doğru düzgün haber bile yazamam

Güney,
Ergenekon Lobi Örgütlenmesi’ne ilişkin gizli belgeyle ilgili de konuştu. Güney, belgeyi kendisinin yazdığının öne sürüldüğünü belirterek, "Benim böyle bir belgeyi kaleme almam mümkün değil. Gazetecilik yaptığım dönemde de haberleri doğru dürüst kaleme alamadığım için başkaları yazar ya da düzeltirdi. Bu durumda olan birisinin Ergenekon Lobi Örgütlenmesi’ni yazması mümkün değil. Açıkçası iki kelimeyi bir araya getirip yazamamak ayıp değil. Bu benim eksiğim" dedi.

Davayı internetten izliyorum

Ergenekon davasını internetten takip ettiğini belirten Güney, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu dava nedeniyle benim tanık, sanık diye ifademi almak için resmi ya da gayrıresmi bir girişimde bulunmadı. Bu durumdan memnunum. Baroya başvurup avukat tutmak istedim. Ancak bunu kabul etmediler. Türkiye’ye dönmeyi düşünmüyorum. Dönmemi gerektirecek bir şey de yok, dönmem için talep de yok. Türkiye’de demokrasi hálá tam olarak oturmuş değil. Şu anda yaptığımız telefon konuşmasının bile dinlendiğini biliyorum" diye konuştu.

 

Ben Esas Şimdi Öldüm

www.aleviyol.com

21.10.2008

Dikkat virüs

Kara Pazartesi geliyor


Yediden yetmişe tüm bilgisayar kullanıcılarına çok önemli uyarı: Pazartesi günü virüs saldırıları doruğa ulaşacak!

Güvenlik uzmanları, yediden yetmişe tüm bilgisayar kullanıcılarını gelecek Pazartesi için uyardı: Virüs salgını tarihinin doruk noktasına 24 Kasım günü ulaşacak!!

Dünya çapında 500.000 bilgisayardan alınan virüs ve trojan bilgilerinin sonuçlarını dikkate alan PC Tools'un güvenlik uzmanları, 24 Kasım tarihinde trojan ve virüs salgınının gelmiş geçmiş en büyük rakamlara ulaşacağını bildirdiler.

2007 yılında Amerika'da 3 gün bayram olarak ilan edilen Şükran gününde müthiş bir trojan salgını yaşanmış ve bir çok kullanıcının kredi kartından kişisel bilgilerine özel dosyalarına kadar bir çok belge hackerların eline geçmişti.

Uzmanlar yaklaşan Noel ve gelecek hafta yaşanacak olan şükran günü öncesi internetten alışveriş istatistiklerinin hızla arttığının görüldüğünü ve tahminlerin bunun üzerine yapıldığını belirttiler.

Hackerlar özellikle kredi kartı ve kişisel bilgilerin çalınması amacıyla siteyi ve site üzerinden bilgisayarı yoğun bir trojan saldırısına maruz tutuyorlar. Bu saldırı sonucunda meşgul olan sunuculardan faydalanarak istediklerini alıp gidebiliyorlar.

Uzmanlar bu yıl internet üzerinden Noel alışverişi yapacak olan kullanıcıları uyarırken bu rakamın geçtiğimiz yılın %15 üzerine çıkacağı düşüncesindeler.

 

Can Dündar'ın gizli oyunu

Rıza Zelyut
10 11 2008

 

Mustafa filmini Türk tarihi üzerine araştırmalarıyla bilinen yazarımız Rıza Zelyut da yorumladı. İşte filmdeki doğru gösterilen yanlışlar...
Son günlerde tartışılan Mustafa'yı ikinci kez izledim. Ve şunu fark ettim: Bu filmde gizli reklam var. Can Dündar büyük bölümü doğru olan filmin içine öyle sözler yerleştirmiş ki siz bunları duyunca; Atatürk'ün kişiliğinden de yaptığı devrimlerden de kuşkuya düşüyorsunuz.
Filmin sponsoru Akbank ve Sabancı Holding adına sunulan tanıtımda, bir bilimkurgu filmi gibi giriş yapalıyor ve 'Karanlık, hep karanlık' denilerek yola çıkılıyor. Böylece; Mustafa filmi ile Can Dündar'ın o mutlak karanlığı (Batı'da şeytanı simgeleyen ) aydınlattığı izlenimi zihninize sokuluyor. Böyle olunca, Atatürk kimliği o karanlığı sembolize ediyor.
Yanlış: Mustafa'dan önce üç çocuğu ölen Ali Rıza Efendi-Zübeyde Hanım çiftinin, son çocuklarının mezarının bir kumsala kazıldığı iddia ediliyor.
Doğrusu: Türkler; hiçbir zaman mezarlarını deniz kıyısına gömmezler. Dere yatakları, hatta su basan ovalar bile mezarlık olarak kullanılmaz.
GERİCİ AYAKLANMALAR GİZLENMİŞ
Yanlış: Mustafa, Kaymak Hafız'dan dayak yedikten sonra, askeri okula girmeyi kafasına koydu.
Doğrusu: Mustafa; döneminde Batı tarzı eğitim vermeye çalışan Şemsi Efendi mektebine kaydoldu. Bu mektep iki kez yobazlar tarafından basıldı. Sebebi de Şemsi Efendi'nin cüz yerine tebeşir ve kara tahta kullanmasıydı. Can Dündar; inatla Mustafa Kemal'in hayatında çok etkili olan gerici saldırıları görmezden gelmiş. İlkokulda iken yaşadığı bu saldırı; yüzbaşıyken karşılaştığı 31 Mart ayaklanması, Şeyh Sait İsyanı ve Menemen vahşeti; Mustafa'nın içinde yok.

Bu gericiliği yok etmek için tek çözümün devrimler olduğu ortadaydı. Bu yüzden Atatürk devrimleri; en büyük demokrasi adımları olarak atılmıştır.
Yanlış: Vahdettin, Mustafa Kemal'e, 'Paşa devleti kurtarabilirsin!' dedi.
Doğrusu: Filmin içinde hemen ortaya çıkıyor. Biraz sonra; Mustafa Kemal'in Harbiye Bakanı olmak istediği ama bunun padişah tarafından kabul edilmediği söyleniyor. Gerçekten de Mustafa Kemal; Vahdettin'e bazı öneriler götürmüş ama Padişah Vahdettin bunları kabul etmemiştir.
Yanlış: Kemal Paşa, Çanakkale'de yaptıklarının bilinmediğini görünce ve Harbiye Nazırı da yapılmayınca umudunu kesip Anadolu'ya gitmeye karar verdi.
Doğrusu: Filmin içinde var: İngilizler; aralarında Kemal Paşa'nın da bulunduğu tehlikeli isimlerin İstanbul'dan uzaklaştırılmasını istiyor. Bu arada; Mustafa Kemal de durumu gözlemliyor ve İstanbul'dan umudunu kesip yeni bir mücadele başlatmak için Anadolu'ya geçmeye karar veriyor. Vahdettin de onu pasifize etmek için Karadeniz Bölgesi'ne yolluyor. Mustafa Kemal gidecek; burada, Rumlara karşı direnen Türkleri yola getirecek... İşte hayal bu... Can Dündar; vatanı kurtarsın diye gönderdiği Mustafa Kemal'i idama mahkum ettiren Vahdettin gerçeğini gizliyor.
Yanlış: Mustafa Kemal; Osmanlı İmparatorluğu yıkıldı dedi; sonra padişahı, halifeyi, devleti kurtarmak için harekete geçti.
Doğrusu: Mustafa Kemal; Sevr'den sonra Osmanlı devletinin fiilen ortadan kalktığını söyledi. O devleti ayağa kaldırmak, halifeyi Hıristiyan esaretinden kurtarmak gibi sloganları yer yer kullanmıştır. Bir kurtuluş mücadelesinde; padişahçı bir toplumu harekete geçirebilmek için böyle pratik sloganlar kullanmak kaçınılmazdı. Can Dündar; Mustafa Kemal'i bu pratik tutumu yüzünden bir sahtekar gibi sunmaya çabalıyor. Bir gizli reklam daha.
Yanlış: Halka dinsel düşünce veren, İslami düşünce üreten tekkeler kapatıldı.
Doğrusu: İşte Can Dündar burada daha açık olarak ortaya çıkıyor: Tekkelerin kapatılmasını bir devrim gibi aktarırken; araya sokuşturduğu o sıfatlarla (İslami düşünce üreten, vatandaşa din bilgisi veren) tekkeleri yücelterek karşı devrimcilerin safına geçiyor.
Yanlış: 'Harf devrimi ile eski yazılı koca bir tarih sıfırlanmıştı.'
Doğrusu: Eski yazıya dayalı kültürün sıfırlanmadığını bugün hep birlikte yaşıyoruz. Arap alfabesinin değiştirilmesi ile eğitim öğretim müthiş bir hız kazanmıştır. Bunu film de itiraf ediyor.
Yanlış: Muhalefeti sildi, otoritesini gösterdi; şeyh haline geldi'
Doğrusu: Can Dündar gibi öbür liberal aydınlar da bilsinler: Atatürk, daha padişahlık düzeni dışında hiçbir şey bilmeyen bir toplumu cumhuriyete geçirdi. En büyük demokrasi hareketi budur. Ve yine olağanüstü bir açılım yaptı: Cumhuriyetin kuruluşundan bir yıl geçmişti ki ikinci bir parti kuruldu: Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası. Bu parti gericilğin odağı olunca da cumhuriyet mahkemeleri kapattı.
Yanlış: 'Gözünü kırpmadan en yakın arkadaşlarını idama gönderdi.'
Doğrusu: Can Dündar yine saptırıyor. Suikastçi gericilere idam kararını İstiklal Mahkemesi verdi. Mustafa Kemal de o mahkemeden bazı arkadaşlarını kurtardı. İzmir Suikasti'nin neden yapıldığını iyi incelemeden böyle genel hüküm üreterek günümüze yine göz kırpıyor Can Dündar.
KAYNAKLARI TEK YANLI
CAN Dündar, Senaryoyu oluştururken belli ki Rauf Orbay-Ali Fuat Cebesoy penceresinden bakmış dünyaya. Bu parti kurulduktan sonra Doğu'da Şeyh Sait ayaklanıyor. Cumhuriyet yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. İsyan'dan sonra da gerici kurumları temizlemek için Mustafa Kemal daha kararlı biçimde harekete geçiyor. İşte o çok övdüğü tekkeler de bu süreçte kapatılıyor.
Yanlış: 'Devrim, evlatlarını yiyordu!'
Doğrusu: Devrim; evlatlarını yemedi. Tasfiye edilenler; cumhuriyet aleyhinde olan subaylardı. Bunların, 'Ben padişahın ekmeğini yedim!' diyerek cumhuriyete karşı çıktıklarını Can Dündar görmezden gelmiş.
Can Dündar; önyargılı olduğundan üniversite reformundan; 1930'larda Almanya'daki bilim adamlarının binbir zorlukla Türkiye'ye getirilerek medrese sisteminin yerine bilim sisteminin yerleştirilmesinden de haberi yok. Veya öyle gözüküyor. Sadece üniversite reformu bile büyük demokratik devrimdir...
Yanlış: 'Halktan korkuyordu. Hep yalnızdı.'
Doğrusu: Atatürk, kalabalıklardan korksa, beş kişiyle nasıl olur da devrimlerle bitecek bir maceraya atılır? Bu iddia; Atatürk'e yapılmış en derin saldırıdır. O; hiç yalnız değildi. Atatürk'ün sofrası da bir ayyaş sofrası değil, bilim üretilen bir alandı. Asıl ayyaş sofraları Osmanlı sarayında kuruluyordu. İsterse Can Dündar'a belgelerini verebilirim...
Eksikler pek bol: Mustafa Kemal; sadece Türkiye ile sınırlı bir lider değil. O; Avrupa'yı, Balkanları, Ortadoğu'yu etkilemiş önemli bir isim. Bundan hiçbir iz yok. Can Dündar; Atatürk dönemi dış politikasına yer verirse acaba bugünkü dış politikamızın rezil duruma düşeceğinden mi korktu?
Türk Tarih Tezi'ni ve Güneş Dil Teorisi'ni de sadece eğlenmek için anan Can Dündar; belli kesimlerden aferin alacaktır.
Filmin müziği de kurgusu da, montajı da bir curcuna, tam bir amatör işi... Goran'ın ismi bile o kötü ve karışık müziği kurtaramamış... Sabancı Üniversitesi'ni gayrimilli kültürel işlerin merkezine çeviren Sabancı yöneticilerinin bu sponsorluğu beni şaşırtmamıştır. Kendileri hangi millete mal satacak, çok merak ediyorum.

 Dünyayı bekleyen yeni tehlike

Küresel ısınma teorisi çöktü mü?


Rus bilim adamları "dünyanın manyetik kutuplarının kaymakta olduğunu" tartışıyor. Bu kaymanın dünyayı Hiroşima'ya çevireceğini savunanlar bile var.

LONDRA ÜZERİNDEKİ PEMBE IŞIK

Rus bilm adamlarından Kara Kuvvetleri Merkezi Askeri Enstitüsü'nün baş araştırmacısı Yevgeni Shalamberidze, dünyanın manyetik kutuplarının kaymakta olduğunu ve bu kez farklı olduğu iddiasıyla ortalığı karıştırdı. Rus bilim adamları ikiye bölündü.

SEBEBİ AÇIKLANAMAYAN UÇAK KAZALARI

Shalamberidze, manyetik kutupların şimdiden 200 kilometre kadar yer değiştirdiğini açıklarken "Manyetik alanların değişmesi dünyayı koca bir Hiroşima'ye çevirebilir. Yani nükleer kış etkisi yaratabilir. Kuşların, balina ve yunusların yön şaşırması, sebebi açıklanamayan uçak kazaları etkinin işaretleri" uyarısınıda da bulunuyor.

NÜKLEER KIŞ ETKİSİ

Yevgeni Shalamberidze "Dünyanın coğrafik kutupları, hep aynı yerde. Ancak manyetik kutuplar şimdiden 200 kilometre kadar kaymış durumda. Bu küresel anlamda etkili olacaktır. Gezegen, enerjisini, yerkabuğu çatlaklarından boşaltıyor. Bunlar sıkıştığında negatif enerji gezegende kalıyor. Son zamanlarda dünyayı kasıp kavuran bunca doğal felaketin buna bağlı olmadığını kesin bir dille söyelemeyiz" dedi.

Pravda gazetesinin internet sitesinde yer alan habere göre "manyetik kutupların kayması, atmosferin büyük ölçüde azalmasına yol açabilir, bu da dünyanın eksi 273 dereceye kadar soğumasına, yani nükleer kış benzeri bir durumu yaratabilir ve doğal yaşam yok olabilir".

BU İDDİAYA KARŞI ÇIKANLARIN TEZLERİ

Rusya Doğa Bilimleri Akademisi'nden Aleksander Fefelov ise "Gezegenimiz, zaman zaman eğimini değiştirebilir. 23 bin yılda bir bu oluyor. Manyetik kutuplar 30 derecelik bir kayma gösterebilir" diyor.

Matematik ve fizik profesörü Viktor Kuznetzov da son 4 milyon yılda dünyanın manyetik kutuplarının 16 kez yer değiştirdiğini belirtirken "Dünyanın manyetik alanlarının yok olması söz konusu değil. Dünyanın hep bir radyasyon kalkanı olacaktır. Manyetik kutuplarının yer değiştirmesi bile bu kalkanı ortadan kaldıramaz. Yani gezegenimiz soğumayacak" dedi.

Manyetik alanlarının kaymakta olduğunu ve bu kez ölçümlenen 200 kilometrelik kaymanın giderek arttığını savunan bilim adamları ise endişelerini dile getirmeye devam ediyor.

FARKLI YERLERDE KUTUP IŞIKLARI

Yevgeni Shalamberidze'ye göre, kutup ışıklarının (aurora borealis) zaman zaman kuzey bölgelerinin dışında da görülmeye başlaması, manyetik kutupların yer değiştirmesiyle ilgili etkiler. Geçen hafta İngiliz medyası, Londra üzerinde görülen pembe ışıklara geniş yer vermişti.

Küresel ısınmada metan şüphesi
 

Küresel ısınmada metan şüphesi
 

Amerikalı bilim adamları, metan gazının atmosferdeki miktarının geçen yıl hızla arttığını belirledi. Sürpriz artışın dünyanın her yerinde gerçekleşmesi, bunun insan kaynaklı olmadığını gösteriyor. Karbondioksitten 25 kat daha etkili olan metan gazıyla ilgili bu keşfin, "küresel ısınmanın insan kaynaklı olduğu tezini çürüttüğünü" öne sürenler var.

ABD’nin saygın bilim kurumlarından Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ne bağlı bilimadamları, küresel ısınmaya yol açan başlıca gaz olan metanın geçen yıl dünya genelinde ciddi biçimde arttığını tespit etti. Geophysical Research Letters dergisinde yayımlanan makaleye göre, hem güney hem de kuzey yarımkürede ölçüm yapılan bütün noktalarda metan artışı saptandı. Yani sanayinin bulunmadığı bölgelerde bile bu gazda artış kaydedildi.

Araştırmayı yapan bilimadamlarından Matthew Rigby, elde edilen sonuçların büyük bir sürpriz olduğunu söyledi. Atmosferde "sera etkisi" yaratan bir gaz olan metan, küresel ısınma sürecinde, büyük bölümü insan kaynaklı olan karbondioksitten 25 kat daha etkili. Sanayi devriminden itibaren atmosferdeki miktarı iki katına çıkan metan, son birkaç on yıldır istikrarlı bir düzeyde kalmış, 10 yıldır hiç artmamıştı. 2007’de kaydedilen "milyonda bir" oranındaki artış, toplamda milyonlarca ton metana denk geldiği için çok önemli. Artışın devam edip etmeyeceği ise bilinmiyor.

Bilimsel modeller yanılmış

Metan gazıyla ilgili son bulgular hakkında yapılan yorumlar, küresel ısınmanın insan kaynaklı olduğuna dair teorinin sarsıldığı yönünde. Bilim ve teknoloji haberleri veren internet sitesi TG Daily’e göre bu keşif, dünya çapındaki iklim değişikliğinin "tabiatın doğal döngüsünde bir durak" olabileceğini gösteriyor. Gazeteye göre bu bulgular, en azından, küresel ısınmanın bilimsel modellerinin henüz yolun başında olduğunu kanıtlıyor.

KutuplarIn erİmesİnde suçlu bulundu:

KÜRESEL ısınmanın bir parçası olan Kuzey ve Güney Kutbu’da artan sıcaklıkların bir numaralı sorumlusunun insanoğlu olduğu ilk kez bilimsel olarak kanıtlandı. Uluslararası bir bilim ekibinin yaptığı araştırmanın sonuçları, Nature Geoscience dergisinde yayınlandı.

Her iki kutup bölgesinde de sıcaklık verilerini toplayan uzmanlar, ardından iki gruba ayrıldı. Birinci grup artan sıcaklıkların insan kaynaklı olduğunu kabul eden bir iklim modeli kullanırken, ikincisi bu ihtimali devre dışı bıraktı. Yapılan detaylı analizde, ilk grubun modelinin bilimsel verilere daha uygun olduğu görüldü.

Bilim dünyası böylece küresel ısınma konusundaki bir boşluğu doldurdu. BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli, 2007 yılında yayınladığı raporla, küresel ısınmayı ilk kez insan faaliyetleriyle bağlantılandırmıştı. Ancak BM paneli, kutuplardaki erime konusunda yeterli kanıt bulamamıştı. Artık özellikle de Güney Kutbu’ndaki ısınmanın, fosil yakıt tüketimi ve ozonun delinmesi gibi insan faaliyetlerinden kaynaklandığı kesinleşti.

AKP'li Başkan: Tüm ağaçları keseceğim

 

ERZURUM DHA 31 Ekim 2008 

 

Bu Arkadaş hiç Çölde kalmamış

Demek ki Gölge Bile Aramamış

Galiba Temiz Havaya da Hiç İhtiyacı olmamış

Yazık Boşuna yaşamış

 




50 yıllık ağaçlara kıyıp yerine metal ağaç diktiler

Erzurum'da tarihi Lalapaşa Camii'nin çevresindeki 11 ağacı keserek yerine ışıklandırılmış metal ağaç diken AKP'li Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Küçükler, kesim alanını genişletti. Başkan Küçükler, tarihi eserlere zarar verdiği gerekçesiyle Yakutiye Medresesi ile Lalapaşa arasındaki 100 kadar ağacı kesecek.

BU AĞAÇLARI KESECEK

Cumhuriyet Caddesi'nin tam orta yerindeki dört yol kavşağında bulunan 446 yıllık Lalapaşa Camisi'nin doğu ve güneyinde bulunan 11 çam ile huş ağacı bir gecede kesilmiş, yerine ışıklandırılmış metal ağaç dikilmişti. Camideki ağaçların kesilmesinin ülke genelinde büyük yankı uyandırması Başkan Ahmet Küçükler'i sinirlendirdi. Geçtiğimiz salı günü bir basın toplantısı düzenleyen Ahmet Küçükler, kesilen ağaçları 'iki tane çürümüş ağaç' olarak nitelendirdi.

Küçükler, ağaç haberini yapan basın mensuplarını 'vicdanlı' olmaya davet ederek şöyle konuştu:

"Şimdi açıkça meydan okuyorum. Suçsa bu suçu işliyorum. Yakutiye Medresesi ile Lalapaşa arasındaki tüm ağaçları keseceğim. Haydi şimdiden herkes önlem alsın."

Böylece Lalapaşa Camisiyle 50 metre kadar batısındaki 698 yaşındaki Selçuklu eseri Yakutiye Medresesi'nin çevresindeki yüzlerce çam, huş, kestane ve sögüt ağacı şimdi kesileceği günü bekliyor. Lalapaşa Camii ile Yakutiye Medreseleri'nin içinde bulunduğu 18 bin 236 metrekarelik alandaki ağaçların kesilmek istenmesi, özellikle çevreci örgütleri harekete geçirdi. Çevreci sivil toplum örgütler, Başkan Küçükler'i ağaç kesim kararından vazgeçirmek için eylem yapacaklar.

NE DEDİLER?

Hayrullah Uğur (TEMA Vakfı Ağaçlandırma Bölüm Başkanı, Orman Mühendisi): Ağaç, tarihi mekanlarda herhangi bir yapıya zarar vermiyorsa kesilmesine gerek yok. Zaran veren ağaçlar da mutlaka Orman Bölge Müdürlüğü tarafından oluşturulacak bir heyetin vereceği karara göre kesilir. Gelişi güzel kimse ağaç kesemez. Hiçbir şey plansız yapılamaz. Buradaki ağaçlar kesilmeden sökülerek taşınsa bile yaşama şansı çok az olur.

Prof. Dr. Hasan Yılmaz (Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Bölüm Başkanı): Erzurum'da bir ağacın gelişmesi için 40 yıl gerekiyor. Ağaçların tarihi çevreyi gizleme sorunu var. Ama bunlar ağaçların kesilmesine neden değil. Ağaçlar kesilmek yerine bir uzman eşliğinde aletlerle kökünden çıkarılıp başka yerlere nakledilmeli. Ağaçlar kesilecekse bu durumlarıyla kalması daha faydalıdır. Yıllar önce tarihi eserlerin çevresine bu tür ağaçların dikilmesi elbette hatadır. Yapılması gereken tarihi eserlerin çevresine bodur ve iğne yapraklı bitkiler dikilmelidir.
 

 Neşet Ertaş'ın Müslümanlara özür borcu var’mı ?

Bana kalırsa bu zatı muhterem  medyatik olmaya çalışıyor

Bir ata sözü vardır anımsatayım

'' Gördüğünü Ört ''

'' Görmediğini Söyleme ''

Sevgili hocama ve büyük ozanımıza ayıp etmiş. Allahtan başka hiç bir kimse neyin helâl neyin haram olduğuna karar verme yetkisi yoktur. İnsanlar kendi dinlerini istedikleri gibi yaşarlar ve dinde zorlama yoktur. İnsan  önce kendini bilmeli, başkasının inancına karışmamalı saygı duymalı.


30 Ekim 2008

Ümit KOZAN/KAMAN (Kırşehir), (DHA)


Halk Ozanı Neşet Ertaş'ın, Kırşehir'in Kaman İlçesi'nde verdiği konserde ‘oynayanların günahlarının döküleceği ve melekler gibi evlerine döneceğini’ söylemesine tepki gösteren Kaman vaizi Rıza Korkmazgöz, “Bunu söylemek sizin haddinize değil. Allah’a iftira ettiniz. Acele bütün Müslümanlar için özür bekliyorum” dedi.


Neşet Ertaş'ın bu sözlerini duyunca hem konser sırasında tepki gösterdiğini, hem de internet sitesine e- mail gönderdiğini söyleyen vaiz Korkmazgöz, “Ben hala Neşet Ertaş'ın, Müslümanlara bir özür borcu olduğunu düşünüyorum” dedi.


Vaiz Rıza Korkmazgöz, ünlü ozan Neşet Ertaş'ın 19 Ekim günü Kaman'da verdiği konserde “Oyun havalarında ellerinizi birbirine her vurduğunuzda günahlarınız kurumuş yaprak gibi dökülürmüş. Hele bir de içinizden gelip, iyi oynarsanız günahkar da gelseniz, melekler gibi dönermişsiniz evinize” dediğini söyledi.


BAKKALDA CEVİZ ALIRKEN DUYMUŞ


Tesadüfen konserin verildiği yerden geçtiğini ve bakkaldan ceviz alırken Neşet Ertaş'ın bu sözleri iki- üç kez tekrarladığını duyduğunu kaydeden vaiz Korkmazgöz, şunları söyledi:
“Sahnede ayakta durmakta zorlanan ve apaçık alkollü olduğu belli olan Neşet Ertaş’ın dinimizin helal ve haram gibi iki kutsal kavramını ayaklar altına alamayacağını ve kendi hevasına alet edemeyeceğini söyledim. Ben tepki gösterirken, yanımdaki bazı vatandaşlar bana hak verdi, bazıları da ‘Neşet bey bu sözleri latife olsun diye söylüyor. Yok bunda birşey’ dedi. Kendini alkışlatmak ve popülaritesini artırmak için Neşet beyin Allah’ın helal ve haram gibi iki önemli kavramını kullanamayacağını belirttim. Ben bir din mütehassısıyım ve bu sözlere başkaları gibi gülüp geçemezdim ve susamazdım, susmadım da. Çünkü dini konuları çok iyi araştırmış biri olarak, bunun ilmini öğrenmiş biri olarak, ne Kuran’da ne de hadis ve sünnetlerde Neşet beyin söylediği sözlerin olmadığını biliyorum. Bellirli bir delil ileri sürmeden bir şeyleri kendi kendinize helal veya haram ilan edemezsiniz.”


Neşet Ertaş’ın şahsına yönelik ‘münafık’ demediğini, ancak konserde sarf ettiği sözlerine karşı çıktığını belirten Korkmazgöz, “Ebu Cehil’e de münafık demem mümkün değil. Ben de Neşet Ertaş’ın türkülerini sever ve çocukluğumdan bugüne de dinlerim” diye konuştu.


İNTERNET SİTESİNE E- MAİL GÖNDERMİŞ


Vaiz Rıza Korkmazgöz, ünlü ozan Neşet Ertaş'ın internet sitesine e- mail göndererek tepkisini sürdürdüğünü anlattı. Ertaş'ın menejerinin e- maile “Özür dilemeyiz. Hiçbir kusurumuz yok” yanıtı verdiğini belirten Korkmazgöz, sözlerini şöyle tamamladı:
“Ben Neşet Ertaş'ın internet sitesine gönderdiğim e-mail de ‘Bunu söylemek sizin haddinize değil. Sonra delilsiz konuşarak Allah’a iftira ettiniz. Siz Müslüman olabilirsiniz ama fiiliniz Ebu Cehil’e ‘vay’ çektirir. Acele bütün Müslümanlar için özür bekliyorum. Dinimizin helal ve haram gibi iki önemli kutsal kavramını ayaklar altına alamaz ve kendi hevanıza alet edemezsiniz’ dedim. Ben hala Neşet Ertaş’ın Müslümanlara karşı özür borcu olduğunu düşünüyorum.”


 

 

ode: