|
Can
Dündar'ın gizli oyunu
Rıza Zelyut
10 11 2008
Mustafa filmini Türk tarihi üzerine
araştırmalarıyla bilinen yazarımız Rıza Zelyut da yorumladı. İşte filmdeki
doğru gösterilen yanlışlar...
Son günlerde tartışılan Mustafa'yı ikinci kez izledim. Ve şunu fark ettim:
Bu filmde gizli reklam var. Can Dündar büyük bölümü doğru olan filmin içine
öyle sözler yerleştirmiş ki siz bunları duyunca; Atatürk'ün kişiliğinden de
yaptığı devrimlerden de kuşkuya düşüyorsunuz.
Filmin sponsoru Akbank ve Sabancı Holding adına sunulan tanıtımda, bir
bilimkurgu filmi gibi giriş yapalıyor ve 'Karanlık, hep karanlık' denilerek
yola çıkılıyor. Böylece; Mustafa filmi ile Can Dündar'ın o mutlak karanlığı
(Batı'da şeytanı simgeleyen ) aydınlattığı izlenimi zihninize sokuluyor.
Böyle olunca, Atatürk kimliği o karanlığı sembolize ediyor.
Yanlış: Mustafa'dan önce üç çocuğu ölen Ali Rıza Efendi-Zübeyde Hanım
çiftinin, son çocuklarının mezarının bir kumsala kazıldığı iddia ediliyor.
Doğrusu: Türkler; hiçbir zaman mezarlarını deniz kıyısına gömmezler. Dere
yatakları, hatta su basan ovalar bile mezarlık olarak kullanılmaz.
GERİCİ AYAKLANMALAR GİZLENMİŞ
Yanlış: Mustafa, Kaymak Hafız'dan dayak yedikten sonra, askeri okula girmeyi
kafasına koydu.
Doğrusu: Mustafa; döneminde Batı tarzı eğitim vermeye çalışan Şemsi Efendi
mektebine kaydoldu. Bu mektep iki kez yobazlar tarafından basıldı. Sebebi de
Şemsi Efendi'nin cüz yerine tebeşir ve kara tahta kullanmasıydı. Can Dündar;
inatla Mustafa Kemal'in hayatında çok etkili olan gerici saldırıları
görmezden gelmiş. İlkokulda iken yaşadığı bu saldırı; yüzbaşıyken
karşılaştığı 31 Mart ayaklanması, Şeyh Sait İsyanı ve Menemen vahşeti;
Mustafa'nın içinde yok.
Bu gericiliği yok etmek için tek çözümün devrimler olduğu ortadaydı. Bu
yüzden Atatürk devrimleri; en büyük demokrasi adımları olarak atılmıştır.
Yanlış: Vahdettin, Mustafa Kemal'e, 'Paşa devleti kurtarabilirsin!' dedi.
Doğrusu: Filmin içinde hemen ortaya çıkıyor. Biraz sonra; Mustafa Kemal'in
Harbiye Bakanı olmak istediği ama bunun padişah tarafından kabul edilmediği
söyleniyor. Gerçekten de Mustafa Kemal; Vahdettin'e bazı öneriler götürmüş
ama Padişah Vahdettin bunları kabul etmemiştir.
Yanlış: Kemal Paşa, Çanakkale'de yaptıklarının bilinmediğini görünce ve
Harbiye Nazırı da yapılmayınca umudunu kesip Anadolu'ya gitmeye karar verdi.
Doğrusu: Filmin içinde var: İngilizler; aralarında Kemal Paşa'nın da
bulunduğu tehlikeli isimlerin İstanbul'dan uzaklaştırılmasını istiyor. Bu
arada; Mustafa Kemal de durumu gözlemliyor ve İstanbul'dan umudunu kesip
yeni bir mücadele başlatmak için Anadolu'ya geçmeye karar veriyor. Vahdettin
de onu pasifize etmek için Karadeniz Bölgesi'ne yolluyor. Mustafa Kemal
gidecek; burada, Rumlara karşı direnen Türkleri yola getirecek... İşte hayal
bu... Can Dündar; vatanı kurtarsın diye gönderdiği Mustafa Kemal'i idama
mahkum ettiren Vahdettin gerçeğini gizliyor.
Yanlış: Mustafa Kemal; Osmanlı İmparatorluğu yıkıldı dedi; sonra padişahı,
halifeyi, devleti kurtarmak için harekete geçti.
Doğrusu: Mustafa Kemal; Sevr'den sonra Osmanlı devletinin fiilen ortadan
kalktığını söyledi. O devleti ayağa kaldırmak, halifeyi Hıristiyan
esaretinden kurtarmak gibi sloganları yer yer kullanmıştır. Bir kurtuluş
mücadelesinde; padişahçı bir toplumu harekete geçirebilmek için böyle pratik
sloganlar kullanmak kaçınılmazdı. Can Dündar; Mustafa Kemal'i bu pratik
tutumu yüzünden bir sahtekar gibi sunmaya çabalıyor. Bir gizli reklam daha.
Yanlış: Halka dinsel düşünce veren, İslami düşünce üreten tekkeler kapatıldı.
Doğrusu: İşte Can Dündar burada daha açık olarak ortaya çıkıyor: Tekkelerin
kapatılmasını bir devrim gibi aktarırken; araya sokuşturduğu o sıfatlarla (İslami
düşünce üreten, vatandaşa din bilgisi veren) tekkeleri yücelterek karşı
devrimcilerin safına geçiyor.
Yanlış: 'Harf devrimi ile eski yazılı koca bir tarih sıfırlanmıştı.'
Doğrusu: Eski yazıya dayalı kültürün sıfırlanmadığını bugün hep birlikte
yaşıyoruz. Arap alfabesinin değiştirilmesi ile eğitim öğretim müthiş bir hız
kazanmıştır. Bunu film de itiraf ediyor.
Yanlış: Muhalefeti sildi, otoritesini gösterdi; şeyh haline geldi'
Doğrusu: Can Dündar gibi öbür liberal aydınlar da bilsinler: Atatürk, daha
padişahlık düzeni dışında hiçbir şey bilmeyen bir toplumu cumhuriyete
geçirdi. En büyük demokrasi hareketi budur. Ve yine olağanüstü bir açılım
yaptı: Cumhuriyetin kuruluşundan bir yıl geçmişti ki ikinci bir parti
kuruldu: Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası. Bu parti gericilğin odağı olunca
da cumhuriyet mahkemeleri kapattı.
Yanlış: 'Gözünü kırpmadan en yakın arkadaşlarını idama gönderdi.'
Doğrusu: Can Dündar yine saptırıyor. Suikastçi gericilere idam kararını
İstiklal Mahkemesi verdi. Mustafa Kemal de o mahkemeden bazı arkadaşlarını
kurtardı. İzmir Suikasti'nin neden yapıldığını iyi incelemeden böyle genel
hüküm üreterek günümüze yine göz kırpıyor Can Dündar.
KAYNAKLARI TEK YANLI
CAN Dündar, Senaryoyu oluştururken belli ki Rauf Orbay-Ali Fuat Cebesoy
penceresinden bakmış dünyaya. Bu parti kurulduktan sonra Doğu'da Şeyh Sait
ayaklanıyor. Cumhuriyet yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.
İsyan'dan sonra da gerici kurumları temizlemek için Mustafa Kemal daha
kararlı biçimde harekete geçiyor. İşte o çok övdüğü tekkeler de bu süreçte
kapatılıyor.
Yanlış: 'Devrim, evlatlarını yiyordu!'
Doğrusu: Devrim; evlatlarını yemedi. Tasfiye edilenler; cumhuriyet aleyhinde
olan subaylardı. Bunların, 'Ben padişahın ekmeğini yedim!' diyerek
cumhuriyete karşı çıktıklarını Can Dündar görmezden gelmiş.
Can Dündar; önyargılı olduğundan üniversite reformundan; 1930'larda
Almanya'daki bilim adamlarının binbir zorlukla Türkiye'ye getirilerek
medrese sisteminin yerine bilim sisteminin yerleştirilmesinden de haberi yok.
Veya öyle gözüküyor. Sadece üniversite reformu bile büyük demokratik
devrimdir...
Yanlış: 'Halktan korkuyordu. Hep yalnızdı.'
Doğrusu: Atatürk, kalabalıklardan korksa, beş kişiyle nasıl olur da
devrimlerle bitecek bir maceraya atılır? Bu iddia; Atatürk'e yapılmış en
derin saldırıdır. O; hiç yalnız değildi. Atatürk'ün sofrası da bir ayyaş
sofrası değil, bilim üretilen bir alandı. Asıl ayyaş sofraları Osmanlı
sarayında kuruluyordu. İsterse Can Dündar'a belgelerini verebilirim...
Eksikler pek bol: Mustafa Kemal; sadece Türkiye ile sınırlı bir lider değil.
O; Avrupa'yı, Balkanları, Ortadoğu'yu etkilemiş önemli bir isim. Bundan
hiçbir iz yok. Can Dündar; Atatürk dönemi dış politikasına yer verirse acaba
bugünkü dış politikamızın rezil duruma düşeceğinden mi korktu?
Türk Tarih Tezi'ni ve Güneş Dil Teorisi'ni de sadece eğlenmek için anan Can
Dündar; belli kesimlerden aferin alacaktır.
Filmin müziği de kurgusu da, montajı da bir curcuna, tam bir amatör işi...
Goran'ın ismi bile o kötü ve karışık müziği kurtaramamış... Sabancı
Üniversitesi'ni gayrimilli kültürel işlerin merkezine çeviren Sabancı
yöneticilerinin bu sponsorluğu beni şaşırtmamıştır. Kendileri hangi millete
mal satacak, çok merak ediyorum. |