Kubilay Dökmetaş

 

Zara'nın Sucak Köyü'nde, 3 Temmuz 1956'da doğdu. Öğreniminin son durağı Öğretmen Okulu olup, memleketimizin muhtelif yerlerinde köy okullarında 8 yıl görev yaptı. Ancak bu görevi devam ettirdiği süre içerisinde de tutkun olduğu, yüreğini verdiği Türk Halk Müziğinden vazgeçemedi. Çok zor şartlar altında; Sivas'ın Korudere Köyü'nden yaz kış yürüyerek gidip geldiği Sivas'ta Cumhuriyet Üniversitesinde Güzel Sanatlar Bölümü Halk Müziği Birim Başkanı sıfatı ile koro çalıştırıcılığı, derleme, araştırma faaliyetlerinde bulundu.

 

Bu arada C. Ü. Güzel Sanatlar Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şefik Dener Hocanın destek ve yardımlarını görmüştür.

 

TRT Erzurum radyosuna girebilmek için kendi imkanları ile hazırlanarak sınavı kazanmış, 22 Nisan 1985 tarihinde göreve başlamıştır. 1992 yılında Ankara Radyosuna geçmiştir. Müzik birikimini burada devam ettirmektedir.

 

Türküler kadar güzel yüreği ile, sanatından taviz vermemiş, sanat çizgisi her zaman popülizm merakı yerine, " Araştırmacı- Derlemeci- Yaratıcı" anlayışta olmuştur. Bir konuşmasında; "Türk Halk Müziği olmazsa yaşayamam, güvenmez güvenilmezsem dayanamam, Sivas olmazsa özlemi tanıyamam" diyerek, hayata bakışını özetlemiştir.
Öncelikle, küçük yaşlarından itibaren dizinin dibinde halk türkülerini dinlediği anasına şükran borçludur.

 

Yöresel Türk Halk Müziği araştırmacısı Rıfat Kaya, Sivas Belediyesi Konservatuarı Öğretim Görevlisi Ahmet Dökmetaş, folklor eğitimcisi Necdet Yiğitler'in desteklerini görmüştür. Basta babası Cemalettin Dökmetaş olmak üzere tüm ailesine, eşine özverilerinden dolayı teşekkür ettiğini her fırsatta bildirmektedir. Öğretmen kökenli olmanın verdiği ruhla sonsuz sabır sahibi, sanatçı olmanın verdiği gönülle fazla duygusal olan Kubilay Dökmetaş, TRT Ankara Radyosu THM ses sanatçısı olarak görev yapmaktadır. Aynı zamanda TRT Repertuar ve İcra Denetleme Kurulu üyesidir. Kubilay Dökmetaş Zaralı Halil Söyler'e ve Zara yöresine ait birçok ezgi, türkü ve uzun havayı TRT repertuarına kazandırmıştır.

 

Cumhuriyet döneminde Zara yöresine ait, ses sanatçılarının çıkarmış oldukları tüm plak ve kasetler arşivinde mevcuttur. Zara yöresinin folklorik özellikleri hakkında birçok derleme ve araştırmalarda bulunup, Zara Halk Oyunları, Halk Türküleri ve Zaralı Halil Söyler CDli kitabinin çalışmasını yapmaktadır.

 

Kubilay Dökmetaş; 1990-1991 yılları arasında TRT Erzurum Radyosunda 'Geçmişten Günümüze THM' adı altında bir yıl gibi süren bir belgesel hazırlayıp eski sanatçıların yasam hikayeleri, orijinal tas plaklardan eski sanatçıların sesleri, yapıtları, sanatçı kimliklerini içeren programın yapımcılığını üstlenmiştir.

 

Türkiye'nin en iyi taş plak, THM kütüphanesi ve arşivine sahip olan Kubilay Dökmetaş'ın "Notalarıyla Türkülerimiz ve Hikayeleri", "Notalarıyla Uzun Havalarımız", "Diyarbakır Musiki Folkloru", "Şanlıurfa Halk Müziği" adli yayımlanmış dört kitabı bulunmaktadır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

 

Edison’un 1877’de fonografiyi ve Emile Berliner’in 1887’de gramofonu icat etmesiyle birlikte ortaya çıkan taş plaklar müzik tarihinde hep önemli yer tutmuştur. Osmanlı İmparatorluğu döneminde, 1900’lü yıllarda azınlık aileler ile zengin Müslümanlar çevresinde yaygınlaşan taş plak modasının ilk örnekleri 78 devirli plaklardı. Dönemin pek çok sanatçısı ilk kayıtlarını taş plaklara yaparken günümüze doğru geldiğimizde artık taş plak ve gramofonlar tarihi değer taşıyan kültür miraslarından biri oldu. İşte bu kültür miraslarını toplayıp koleksiyon haline getiren Kubilay Dökmetaş, yüzlerce, binlerce taş plağı sanatseverlere sergilerde dinletmeye ve dönemin kültürünü unutturmamaya çalışıyor.

 

Kubilay Dökmetaş’ın koleksiyonunda yaklaşık seksen yıllık plaklar bulunuyor. Yüzlerce taş plağın arasında kimlerin kayıtları yok ki. Aşık Veysel, Celal Güzelses, Zaralı Halil Söyler, Ürgüplü Refik Başaran, Malatyalı Fahri, Hasan Mutlu, Aşık Daimi gibi nice sanatçının plaklarını toparlayan Dökmetaş bu plakları hayatının bir parçası haline getirmiş.

 

Kubilay Dökmetaş, TRT Ankara Radyosunda ses sanatçılığı ve TRT’nin yurtdışına yayın yapan TRT-Int kanalında, »Allı Turnam« adlı programı hazırlıyor. Her şeyin bir ihtiyaçtan ortaya çıktığını gibi Dökmetaş’ın taş plak koleksiyonu da bir ihtiyaçtan dolayı ortaya çıkmış. Dökmetaş’a taş plakları toplama nedenini sorduğumuzda şu cevabı veriyor:

 

»Ben radyoda sanatçıyım zaten. Bir türkü okuyorsunuz, daha sonra o türkünün orijinali neydi diye merak ediyorsunuz. Veya sizi eleştiren diyorlar ki falanca sanatçı filanca abi, abla bunu geçmişli yıllarda şöyle okurdu. Dolayısıyla orijinalinin dinleyip ben kendi yorumuma katmak için bu kaygıyla plakları topladım.«

 

Zengin Plak Arşivi

 

Dökmetaş, kendi sanatını geliştirmek için plakları toplarken, yaklaşık 2000 tane taş plağı ve 10.000’in üzerinde 45’lik plağı bir araya getirmiş. Bir ezgiyi farklı sanatçılardan dinlemenin kendisinde ortak bir yorumu oluşturduğunu söyleyen Dökmetaş, »Bütün bunları ortak bir potaya koyuyorsunuz ve bu benim yorumum diyorsunuz« diye kendini ifade etti.

 

Taş plak koleksiyonunun kendisi için sıradan bir hobi olmadığını ifade eden Dökmetaş, amacının ezgileri orijinalinden dinleyip, kendi yorumunu katmak olduğunu söyledi. »Sıradan bir hobi sıradan bir koleksiyon anlayışıyla değil, kendi sanatımı geliştirmek için bu işe başladım« diyen Dökmetaş, ilk sergisini geçtiğimiz aylarda açmış.

 

Sergisinin sanatseverler tarafından »İlk defa yapıldığı için çok ilginç buldular,« diye konuşan Dökmetaş, televizyonda yaptığı programlarda taş plak ile ilgili bir köşesi bulunduğunu dile getirdi. Dökmetaş, »Televizyonda paylaşıyordum izleyicilerle ama bu kez, farklı bir şey yaptık. Bizzat izleyiciyle birebir yüz yüze, taş plaktan dinlemenin yine sevincine varsınlar, hazzını alsınlar diye böyle bir şey yaptık,« diye konuşurken taş plakları dinlemenin ayrı bir zevki olduğunu sanatseverlere gösteriyor.

 

Geçmişten Bugüne

 

Taş plakları insanlara dinletmenin ve paylaşmanın en önemli unsurunun geçmişten bugüne köprü kurmak olduğunu vurgulayan Dökmetaş, taş plakların müzik tarihindeki yerinin çok önemli olduğunu söyledi.

 

Taş plak kapları döneminin grafik sanat anlayışı ile birlikte müzik kültürünü de yansıtırken, taş plaklar ise kısmen, sanatçıların yaşam biçimleri ve döneminin geleneklerini, ekonomik, sosyal ve kültürel altyapıyı gösteriyor. Taş plakların böylesine bir kültürel mirası taşıması Dökmetaş’ı taş plaklarla daha da ilgilenir hale getirmiş.

 

Taş plakların saklanması ve korunması işini de kendisi yapan Dökmetaş, »nazik« şekilde taş plakları temizliyor ve saklıyor.

Eren Can

Evrensel Gazetesi

 

S Sayfaya geri       A << Ana sayfaya geri